YEREL SİYASET KISIRLAŞIRSA?(I)

Diyarbakır özelinde, ne yazık ki durum kronikleşerek, böylesi bir seyirde, kendini idame ediyor..

Bir kesim, siyasi ve ideolojik takıntının dışına çıkmıyor!.. Ama diğer kesim ise, ben bilmez, merkez bilir kodunda..

Ve ikisinin de imajıyla oluşan boşluğun kayıp faturası maalesef şehir ve ahalisine yazılmakta.. Bedeli ödeyen, kadim şehrin bizatihi kendisi!!..

***

Oysa ki, yerel siyaset üretmek birebir seçmen ve seçilenin muhataplığı demektir!.. Sağ ve sol parti, ideoloji fark etmiyor..

Şehre dair yerel sorunlara özgün çözüm ortaya koymak, politika üretmek, alternatif söylemler geliştirmektir yerel siyaseti diri tutar!!..

En önemlisi de sokaktaki vatandaşla, parti ve kurumlar arasında, muhataplık köprüsünü genişletip, katılımcılığı büyütmektir…

***

Kaldı ki, insanlar partiye aidiyet duygusunu en çok mahallesinde, ilçesinde, şehrinde, günlük hayatının geçtiği, havasını soluduğu, tozunu yuttuğu ortamda yaşar!..

Ve o yaşadıklarını siyasi tercihle bütünleştirerek bu benim partim der!..

Boşuna söylenmiş bir söz değil, ulusal iktidarın yolu, yerel iktidarı elde etmekle, mümkündür!..

Yerelde fark yaratıcı olan da, o partinin il başkanı, ilçe başkanı ve teşkilat yapısıdır!..

***

Pek tabi ki, o şehrin iradesini temsilen meclise giden Milletvekilleridir..

Yerel siyaseti ikmalde, en büyük güç ve lokomotif de, bizatihi milletvekillerinin ta kendileridir.. Ki merkezileşmeleri gereken de onlardır..

Ankara’nın lüksüne, meclis koridorlarının girdabına, müteahhitlerin bürolarına, çok yıldızlı otel ve mekanların iştahlı yapısına hapsolmuş bir siyasi tercihin, şehvetine kapılmamaları gerekir..

Yani geldikleri yeri unutmamaları lazım!.

***

En ulvi gayretleri yerel dinamikleri en ince ayrıntısına kadar okumalılar! Yerel sorunlara özgün çözüm üretici ve söylem geliştiren ortam yaratıcı olmalılar!.

Teşkilatlar parti merkezli emir komuta zinciriyle değil, inisiyatifleri çoğaltıp sesleri yükseltme moduyla aktifleştirmeliler..

En kritik olan da, tabanla kopuşu yaratıcı, itici ve bencillik üreten, tepeden bakışların odağı olmaktan kaçınmaları lazım..

Çünkü, motivasyonun olmadığı hiçbir ortam cazip değildir.. Hele ki, genç nesil için hiç değil!…

***

Maalesef, son 10-15 yıldır gerek milletvekilleri ve gerekse de teşkilatların özelinde, metal ya da mental yorgunluğu diye ifade ettiğimiz, yerel siyasetten kopuş, ciddi ve belirgin bir halde seyrediyor..

Son iki seçimde de bu bariz şekilde fark edildi.

Yerel siyaset üretmeyen teşkilatlar partilerine vahim derecede seçim kaybettirendir!..

Partiden yük alan değil, yük olan konumdadır.. Lider popülaritesi, esen siyasi rüzgar, rakibin hataları, bir yere kadar!..

Ama uzun soluklu zamanda, kazanan değil kaybeden olur!,,

***

Merhum Demirel derdi ki, seçim sokakta kazanılır, lüks otellerin lobilerinde değil!.. Sokakta, mahallede, çarşıda, pazarda, işte, evde, yazılı, görsel, sosyal medya mecralarında, yerel dinamikleri aktifleştiren, politika üreten, tabanla bütünleşen, derdine derman, keyfine ortak, acısını paylaşan, meşruiyet kazanır!..

İkmal etmeyen hem kendisinin hem de partisinin meşruiyetini kaybeder!..

 ***

Ama gel gör ki, bizde salt, düğün, taziye, kurum ziyaretiyle çekilen selfileri sosyal medyada paylaşmak!..

Ya da havaalanında birilerini karşılamak, veyahut uğurlamak.. Salon toplantılarına katılım göstermek, tertiplemelerde bulunmak!..

Ha bir de, ısmarlama iki kelamı bültenleştirip servis etmekle yerel siyaset üretildiğinden söz edilir!..

Velhasıl, yerel siyaset üretmeyen teşkilat, oksijensiz kalan balık gibidir. Bir süre debelenir, sonra musallayı görür!..

***

GÜNÜN SÖZÜ…

Tabanını dinlemeyenin ömrü, üflyelerek şişirilmiş balonun akıbetine döner!!