AVRUPAYA SEVDANIN YOLLARI ORTADOĞUYA KURŞUNLAR
Bugün İran, Halep çevresinde İsrail saldırılarının hedefi oluyor; İsrail ise “İran’ın Suriye’de askeri varlık kurmasını engelliyorum” diyor.
ABD sessizce dengeyi gözetiyor, Rusya alanı boş bırakmıyor, Türkiye sınır güvenliğini kolluyor, Esad rejimi ise hâlâ ayakta kalma refleksiyle hareket ediyor.
İran, Suriye’de Esad rejiminin en büyük destekçilerinden biri.
Bunu üç nedenle yapıyor:
Şii ekseni (İran–Irak–Suriye–Lübnan Hizbullah hattı),
İsrail’e karşı ileri savunma hattı kurmak, Ortadoğu’da yalnız kalmamak
İran için Halep bir şehir değil; stratejik bir eşiktir.
İsrail savaş nedenin her zaman net olduğu tek ülkedir, “sınırlarını genişletmek istiyor”. Karşısına ne çıkarsa çıksın etnik kimliğine, gücüne, adına bakmadan talan edip geçiyor.
Günlerdir İran’a ait üsleri, silah depolarını, Hizbullah’a giden lojistik hatları vuruyor.
İsrail kendini savunduğunu söylüyor, İran direndiğini… Ama bombalar Halep’e düşüyor.
İran, kendi güvenliğini düşünüyor ama başkasının toprağında,
İsrail, güvenlik diyor ama uluslararası hukuku zorluyor.
Esad, devlet diyor ama halkını kaybetmiş bir devletten söz ediyoruz.
Halep tarih boyunca çok kimlikli bir şehir olmuştur: Araplar (çoğunluk), Kürtler, Türkmenler, Ermeniler, Süryaniler, Çerkesler.
Medya da yansıtıldığı gibi kimse Kürtlere doğrudan saldırmıyor aslında Halep’in kuzeyi hedef alındığından (Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri uzun süredir Kürt nüfusun ağırlıklı olduğu yerlerdir) Kürtler de maalesef kurşunların hedefinde.
Söz konusu Kürtler olunca neden susuluyor karşı çıkılmıyor deniyor. Dünya da artık hangi etnik kimlik veya ırk zulüm görürse görsün kimseden ses çıkmıyor.
Savaşın kimliği yoktur nerede masum canlar katlediyorsa (ki genelde ordu hedef alınır ama olan sivillere olur) gözyaşı; ölenler zulüm görenler, insan olduğu için akıtılmalı, karşı çıkılmalı.
Kürtler: Başlangıçta rejim–muhalefet çatışmasının dışında kalmaya çalıştı, zamanla YPG/SDG gibi yapılarla fiili bir güvenlik alanı oluşturdu
Yani Kürtler bu savaşta:
Ne tamamen rejimle ne tamamen muhalefetle özdeşleşti. Her zaman her yerde olduğu gibi. Bu da onları yine her zamanki gibi iki taraf için de “kontrol edilmesi gereken” bir aktör haline getirdi.
“Ortadoğu’da kimlikler konuşur, ama ölüler hep isimsizdir.”
Halep ve çevresinde kim nerede güçlü;
Suriye Rejimi (Esad): Halep şehir merkezi büyük ölçüde rejimin kontrolünde, Rusya’nın hava desteği sayesinde ayakta, ama tam egemenlik yok: güvenlik kırılgan…
İran ve İran destekli milisler: Halep kırsalı, havaalanı çevresi, silah ve lojistik depolar. İran’ın gücü, görünür değil ama derin ve yayılmış vaziyette.
Kürt güçleri (SDG/YPG etkisi – sınırlı) Halep’in kuzey mahalleleri (Şeyh Maksud, Eşrefiye), askeri olarak savunma ağırlıklı
Kürtler burada: Hâkim değil, tutunmuş durumdadır.
Halep Neden Hep Hedef Oluyor?
• Lojistik kapı: Halep’i kontrol eden geçişi kontrol eder.
• Siyasi sembol: Rejimin “devleti ayakta tutuyoruz” iddiasının vitrini.
• Uluslararası Mesaj Panosu: İsrail Halep’i vurduğunda: İran’a mesaj verir, Rusya’yı test eder, ABD’ye “sahadayım” der
Halep de savaş devam ederse Türkiye için bir göç dalgası kapıda demektir. Ayrıca İran zayıflarsa Türkiye Suriye dengesi değişir.
Bu savaşın sonunda ne olur;
1.ihtimal; İsrail vurur, İran sessiz kalıp minik hamlelerle yönetir, gerilim dalgalanır ama büyümez. En olası senaryo budur.
2.ihtimal; İran dolaylı yanıt verir Irak veya Lübnan hattından ama doğrudan İsrail–İran savaşı yine çıkmaz.
3.ihtimal; Büyük bölgesel savaş. Şu an için:
Ne İran hazır ne İsrail bunu göze alır ne ABD buna izin verir.
Kıyımın bir an önce son bulmasını diliyorum. İsrail’in bir an önce Allah’ın gazabına uğraması ise diğer bir temennim.