GÜNÜN YENİ SOHBETLERİ

Sevgili okurlar!..

Uzun zamandır elde olmayan nedenlerden dolayı, sizlerle bu köşede, hasb-i hal edebilme imkanı, oluşmadı..  Maddiyattan daha fazla manevi engeller orta yerde vuku bulunca, de demez insan aksıyor.. Hastalıklar, yaşlılık, gündem dışı olaylar vs.. Ama artık sohbet hasretini, sonlandırıyoruz..

Bundan böyle Allah nasip ederse “GÜNÜN YORUMU” köşemizde, yeniden sizlerle buluşarak, sohbet serilerimize devam edeceğiz..

***

Evet!.. Ülkenin hal-i pür melaline bi bakalım, ne oluyor, ne bitiyor..  Malum herkesin bildiği gibi Türkiye’deki mevcut güncel siyasete, iktidar ile muhalefet arasındaki, anlaşmazlıklar, öncülük ediyor.. Lakin bu durum, siyasetin vücut bulduğu tarih itibariyle, böyle devam ede gelmektedir..

***

 Ancak gerek iktidar gerek olsun gerekse de muhalefet olsun, hiç birisi “bu itici, yıkıcı ve kutuplaştırıcı” siyasi hasımlıktan, yarar görmüş değildir.

Neticesi illa ki kavga, illa ki anlaşmazlık, illa ki ülkeyi sıkıntılara sokmak!.

100 seneden beri kurulan cumhuriyetimizin rotasında herhangi bir manevi gelişme olmadığı gibi, milli çıkara dayalı maddi gelişmeler de kör topal misali!..

Biz bu analizi yaparken, kişisel fikriyatla öne çıkmıyoruz, eleştiri dozajımız tamamen halkın, milletimizin dertlerini öne çıkarmaktır!..

Zaten Diyarbakır Söz’ün ana ilkesi de budur; “halkın sesi” olmak..

***

Millet, ekonomiksel olsun, eğitim sistemi olsun, ahlaki durumlar olsun, toplumsal barış tesisi olsun, ne hazindir ki sadra şifa verici bir ortam olmadığı gibi, büyük bir keşmekeşlik söz konusudur.. Garip olan da şudur; hiçbir siyasi unsur da, buna karşı gelmediği gibi, kabullenmiş şekilde, rıza gösteriyor..

***

Muhalefet olsun, iktidar olsun, “siyasi hasımlıkta” kavga-gürültü içerisinde iken, ülkenin perü-perişanlık haline karşı da adeta birbirlerinin ayıplarını örter şekilde, tavır takınıyorlar.. Neme lazım!  Oysa ki memleketin hal-i ahvali buna razı değil!…

***

Ülke insanı yediden yetmişe kadar bu siyasete karşı endişelidir ve itiraz ediyor. Hiç ama hiç kimse halinden memnun değli. Yıllardan beri bunu yazıyoruz, çiziyoruz söylüyoruz, tarihi gerçeklerle ifade ediyoruz; sosyal kronik meseleler ülkenin ve milletin beka meselesi haline gelde?.

Ama heyhat, kime dersin..  Umursayan yok.. Muhalefet ve de İktidar, siyasi tavır ve ortaya koydukları politika daima kendi menfaatlerine çevirme gayretindedirler..

Milli menfaatleri düşünen çok az.

Bu itibarla diyoruz ki ülke, bu siyasetle, bu politikayla ileriye yönelik herhangi bir gelişme kaydetmesi mümkün değildir.. Ki tarih buna şahittir..

***

Mecliste bulunan birçok üyeler, ilkokul diplomasını bile hariçten almış gibi, fikri beyanda bulunuyor.. Yüksek tahsilli üyeler ne yapıyor?. Ya bakan oluyorlar, ya partinin grup temsilcileri oluyor.  İşte Meclis’in faaliyetlerine bakalım, iktidar veya muhalefet bu milletin derdine şifa olmakla alakalı hangi yasayı, kanunu çıkarmış, ya da çıkarma gayretinde bulunmuş? Sürekli kavga..

***

Mevcut anayasal düzendeki hal böyle devam ettiği içindir ki, ülke ve millet olarak, iki yakamızı bir araya getiremiyoruz. Beka meselelerimize çözüm bulamıyoruz. Ne bir çıkış sağlanabiliniyor, ne de yaraya merhem olunabiliniyor?

***

Biliyorum diyeceksiniz ki peki çare?.? Çare nettir.. O da,  toplumsal bir milli ruhla, aba ecdat tarihleriyle, İslamın ana unsurunun gerçekleştirmektir.. Ama gel gör ki, İslam denildiğinde, öcü gibi bakılır hale geliniyor?..   Kimse tarihine, milli kültürüne, medeniyetine, bakmıyor.? Bir batı ve batıl anlayışın rotasında, dünyevi hayatın peşinde koşturuyor.. Bu da boş tekene misali..

***

Ekonomiksel durum orta yerde, herkesi yakıcı bir şekilde, çökertmiş durumda. İşsizlik almış başını gidiyor.. Toplumsal bir anlaşmazlık mevcut.. Milli bir İslami ahlak hep geri planda bırakılmış. Kur’an’a dayalı, maneviyatı önceleyen bir yaşam yok!..

***

Oysa ki tarihte sabittir.. Ülkemiz dahil, bu coğrafya da yaşayan yediden yetmişine kadar.. Herkes.. Kürdiyle Türküyle, Arabıyla, Acemiyle, kelime-i tevhidle beraber ittihadı İslam  çatısı altında, kendi hayatlarına yön vermişlerdir.

Camilerimiz, cemaatlerimiz, ezanlarımız, Kur’an’larımız, milli ahlaklarımız orda yerde.

***

Bugün bile, tüm yasak ve engellere rağmen, yaşam ve yaşama mücadelesi veriliyor. Ki bunu resmiyet, ön plana çekmek, her şeyden önce insanı, vicdani ve de rahmani ahlakı üstünlüğü, milli temelde, millete yaşatma çabası içerisinde olması gerekir.

Ki devlet-i aliyenin tüm işleyişi tamamen Kur’an-ı Kerim’in süzgecinden geçmesi lazım. Ama bugün yok?

***

Kur’an’ın süzgecinden geçmeyen, ülke ulemalarının sözlerini ön plana almayan siyasi rejimden, halka ve devlete hayır gelmez, şerden başka!..

Hep anlaşmazlık, siyasi kavgalar, siyasi çekişmeler ve şunun bunun boş yazıları, milleti adeta usandırmıştır.

Bu itibarla diyoruz ki son sözümüz Allah bu memleketimizin encamını hayreyleye...

***

Bu millet yeniden milli ahlakını, örf ve adetlerini, milli kimliğini, dinini, imanını, inancını devam etsin.. Ki edecektir inşallah.

Yoksa bu yanlış siyaset bu memleketi bir yere dün olduğu gibi bugün de götürmez, şarın da götürmez..

En derin saygı ve sevgilerimle...

GÜNÜN YENİ SOHBETLERİ

Sevgili okurlar!..

Uzun zamandır elde olmayan nedenlerden dolayı, sizlerle bu köşede, hasb-i hal edebilme imkanı, oluşmadı..  Maddiyattan daha fazla manevi engeller orta yerde vuku bulunca, de demez insan aksıyor.. Hastalıklar, yaşlılık, gündem dışı olaylar vs.. Ama artık sohbet hasretini, sonlandırıyoruz..

Bundan böyle Allah nasip ederse “GÜNÜN YORUMU” köşemizde, yeniden sizlerle buluşarak, sohbet serilerimize devam edeceğiz..

***

Evet!.. Ülkenin hal-i pür melaline bi bakalım, ne oluyor, ne bitiyor..  Malum herkesin bildiği gibi Türkiye’deki mevcut güncel siyasete, iktidar ile muhalefet arasındaki, anlaşmazlıklar, öncülük ediyor.. Lakin bu durum, siyasetin vücut bulduğu tarih itibariyle, böyle devam ede gelmektedir..

***

 Ancak gerek iktidar gerek olsun gerekse de muhalefet olsun, hiç birisi “bu itici, yıkıcı ve kutuplaştırıcı” siyasi hasımlıktan, yarar görmüş değildir.

Neticesi illa ki kavga, illa ki anlaşmazlık, illa ki ülkeyi sıkıntılara sokmak!.

100 seneden beri kurulan cumhuriyetimizin rotasında herhangi bir manevi gelişme olmadığı gibi, milli çıkara dayalı maddi gelişmeler de kör topal misali!..

Biz bu analizi yaparken, kişisel fikriyatla öne çıkmıyoruz, eleştiri dozajımız tamamen halkın, milletimizin dertlerini öne çıkarmaktır!..

Zaten Diyarbakır Söz’ün ana ilkesi de budur; “halkın sesi” olmak..

***

Millet, ekonomiksel olsun, eğitim sistemi olsun, ahlaki durumlar olsun, toplumsal barış tesisi olsun, ne hazindir ki sadra şifa verici bir ortam olmadığı gibi, büyük bir keşmekeşlik söz konusudur.. Garip olan da şudur; hiçbir siyasi unsur da, buna karşı gelmediği gibi, kabullenmiş şekilde, rıza gösteriyor..

***

Muhalefet olsun, iktidar olsun, “siyasi hasımlıkta” kavga-gürültü içerisinde iken, ülkenin perü-perişanlık haline karşı da adeta birbirlerinin ayıplarını örter şekilde, tavır takınıyorlar.. Neme lazım!  Oysa ki memleketin hal-i ahvali buna razı değil!…

***

Ülke insanı yediden yetmişe kadar bu siyasete karşı endişelidir ve itiraz ediyor. Hiç ama hiç kimse halinden memnun değli. Yıllardan beri bunu yazıyoruz, çiziyoruz söylüyoruz, tarihi gerçeklerle ifade ediyoruz; sosyal kronik meseleler ülkenin ve milletin beka meselesi haline gelde?.

Ama heyhat, kime dersin..  Umursayan yok.. Muhalefet ve de İktidar, siyasi tavır ve ortaya koydukları politika daima kendi menfaatlerine çevirme gayretindedirler..

Milli menfaatleri düşünen çok az.

Bu itibarla diyoruz ki ülke, bu siyasetle, bu politikayla ileriye yönelik herhangi bir gelişme kaydetmesi mümkün değildir.. Ki tarih buna şahittir..

***

Mecliste bulunan birçok üyeler, ilkokul diplomasını bile hariçten almış gibi, fikri beyanda bulunuyor.. Yüksek tahsilli üyeler ne yapıyor?. Ya bakan oluyorlar, ya partinin grup temsilcileri oluyor.  İşte Meclis’in faaliyetlerine bakalım, iktidar veya muhalefet bu milletin derdine şifa olmakla alakalı hangi yasayı, kanunu çıkarmış, ya da çıkarma gayretinde bulunmuş? Sürekli kavga..

***

Mevcut anayasal düzendeki hal böyle devam ettiği içindir ki, ülke ve millet olarak, iki yakamızı bir araya getiremiyoruz. Beka meselelerimize çözüm bulamıyoruz. Ne bir çıkış sağlanabiliniyor, ne de yaraya merhem olunabiliniyor?

***

Biliyorum diyeceksiniz ki peki çare?.? Çare nettir.. O da,  toplumsal bir milli ruhla, aba ecdat tarihleriyle, İslamın ana unsurunun gerçekleştirmektir.. Ama gel gör ki, İslam denildiğinde, öcü gibi bakılır hale geliniyor?..   Kimse tarihine, milli kültürüne, medeniyetine, bakmıyor.? Bir batı ve batıl anlayışın rotasında, dünyevi hayatın peşinde koşturuyor.. Bu da boş tekene misali..

***

Ekonomiksel durum orta yerde, herkesi yakıcı bir şekilde, çökertmiş durumda. İşsizlik almış başını gidiyor.. Toplumsal bir anlaşmazlık mevcut.. Milli bir İslami ahlak hep geri planda bırakılmış. Kur’an’a dayalı, maneviyatı önceleyen bir yaşam yok!..

***

Oysa ki tarihte sabittir.. Ülkemiz dahil, bu coğrafya da yaşayan yediden yetmişine kadar.. Herkes.. Kürdiyle Türküyle, Arabıyla, Acemiyle, kelime-i tevhidle beraber ittihadı İslam  çatısı altında, kendi hayatlarına yön vermişlerdir.

Camilerimiz, cemaatlerimiz, ezanlarımız, Kur’an’larımız, milli ahlaklarımız orda yerde.

***

Bugün bile, tüm yasak ve engellere rağmen, yaşam ve yaşama mücadelesi veriliyor. Ki bunu resmiyet, ön plana çekmek, her şeyden önce insanı, vicdani ve de rahmani ahlakı üstünlüğü, milli temelde, millete yaşatma çabası içerisinde olması gerekir.

Ki devlet-i aliyenin tüm işleyişi tamamen Kur’an-ı Kerim’in süzgecinden geçmesi lazım. Ama bugün yok?

***

Kur’an’ın süzgecinden geçmeyen, ülke ulemalarının sözlerini ön plana almayan siyasi rejimden, halka ve devlete hayır gelmez, şerden başka!..

Hep anlaşmazlık, siyasi kavgalar, siyasi çekişmeler ve şunun bunun boş yazıları, milleti adeta usandırmıştır.

Bu itibarla diyoruz ki son sözümüz Allah bu memleketimizin encamını hayreyleye...

***

Bu millet yeniden milli ahlakını, örf ve adetlerini, milli kimliğini, dinini, imanını, inancını devam etsin.. Ki edecektir inşallah.

Yoksa bu yanlış siyaset bu memleketi bir yere dün olduğu gibi bugün de götürmez, şarın da götürmez..

En derin saygı ve sevgilerimle...